Camda tamamen soyunanlar

O da bana, 'Kemal'i dinle, çok dikkatli olun, oradan sakın ayrılmayın' diye söyledi. Uçak sesleri, silah sesleri, bağırma sesleri geliyordu. Şafak ve Samet yüzbaşıyı gördüm, 'silahları toplamamızı' söylediler.

camda tamamen soyunanlar-36

Bölük çavuşu olduğu için Aykut Satmaz'ın kendisinden, 'askerleri saat 22.00'den sonra Samet yüzbaşının yanına götürmesini' istediğini ve yaklaşık 10 dakika sonra okul komutanı Mürsel Çıkrıkçı'nın bir polisi dövdüğünü gördüğünü anlatan Yarış, şöyle devam etti: "Bunu görüp şaşırdım, 'nasıl tatbikat' diye düşündüm. Birkaç asker gelerek, 'Kemal astsubay bize darbe olacak dedi, Kemal astsubay ile mühimmat alıp geleceğiz, siz de yanımıza geçin' dedi. Sonra Kemal astsubay, 'Samet sen karışma' diyerek tartışmaya başladılar. Kemal astsubay, 'Allah'ıma kitabıma hepinizi vururum, çocukları bırakın. Biz sonrasında korkup yanımızda bulunan arkadaşlarla, toplam 16 kişiydik sanırım bölük bölgesine doğru kaçtık. Gelmek istemeyen sivilleri Mürsel Çıkrıkçı'ya söyleyerek dövdürüyordu. Göksel yüzbaşının kendisinden, insanları evlerine gitmeleri için uyarmasını istediğini ve bir helikopterin 2 kez gelip 2 kez gittiğini gördüğünü aktaran İlhan, şöyle konuştu: "İlerleyen saatlerde Yüzbaşı Ferhat Bayar'ın, araçları, 'asker yönetime el koydu, hemen evlerinize gidin' diyerek uyardığını, soru soranlara tüfek dipçiği ile vurmaya başladığını gördüm.

'Nedir' diye sorduğumda, başçavuş, 'yeni okul komutanının yaptığı gereksiz işler' dedi. Bize, 'helikopter için tenteleri sökmemiz' söylendi. Helikopter gelince kim bindi kim indi görmedik." diye konuştu. Kemal astsubay silahını çekince, arkasına geçtik ve biz de rütbelilere karşı silah doğrulttuk. Bu uzman onbaşı ara sokaklardan sivilleri toplayarak getiriyordu. 'Araçların aranmadan direk içeri alınması' söylendi. Bizi mühimmatsız ve koruması olan öğrencileri korumamız için verdiler. Göksel Eren isimli yüzbaşıya, 'İçişleri Bakanlığına bağlı polisler nasıl darbeye yardım edebilirler' diye sordum, o da bana güldü." dedi. Yüzbaşı Bayar ve Astsubay Gökhan Ceren camiye saldırarak, kapıları yumruklamak suretiyle insanları çıkarttılar.

Silahları sadece silah numarasına göre teslim eder buna göre teslim alırım. Kemal astsubay ile aramızda ne yapacağımızı konuştuk. Eski asker olduklarından, askeri daha iyi tanıdıklarından onlardan, askerlere durumu anlatmalarını, haberdar etmelerini istedi. Mermimiz yoktu çocuklardan ne olur olmaz diye birer tane aldım. Çevik kuvvet polisleri biber gazı getirerek yolu kapattılar. Kendilerine karşı çıkan birkaç araç içindekileri de Ferhat Bayar yüzbaşı ve Erdal Kılınç yarbay darp ettiler.

Ona, 'Darbe yapılıyor, burada genç yaşta çocukları tatbikat diye dışarı çıkardılar, hiçbir askerin haberi yok' şeklinde konuşuyordu. O esnada çevik kuvvetle sohbet etme fırsatı bulduk. Ferhat yüzbaşı ve Erdal yarbay, 'gördüğümüzü vurmamızı' istediler.

Arkamızdan, 'ileridekiler geri çekilsin' diye ses geldi. Halk bizi, 'en büyük asker bizim asker' diye kolladı. Bizi Kuleli'nin yanında sabaha kadar bekletip içeri soktular. Kuleli'nin aşağı bölgesindeki lojmanların orada 25-30 kişiydik. Bölükçe hep beraber teslim olduk." Şüphelilerden er Şevket Şen ise, olay günü tatbikat olduğu için aşağı inmelerinin istendiğini ve bölük komutanları Yüzbaşı Samet Örenler'in geç kaldıkları için kendilerini azarladığını belirterek, "Sonra üstümüzü giyip silahlarımızı aldık.

Kendi silahını bana verdi ve yukarı çıkarmamı söyledi. Şafak yüzbaşı, 'silahları doldurt boşalt yapmamı' söyledi. Albay Mehmet Karapekmez bunun üzerine havaya ateş etmeye başladı. İnsanlar fazla olduktan sonra Kuleli'ye geri döndük. Sonra öğlene doğru sivillerimizi giyip teslim olmaya karar verdik. Başka bir arkadaş gelerek bizi mühimmat aldırmaya yolladı. Sonra, 'helikopter gelecek' dendi ve geldi, halı sahanın ışıkları kapattırıldı. Helikopterin ayrılıp ikinci kez geldiğini ve içinden çıkan 3 kişinin okulun içine koşmaya başladığını aktaran Korkut, "Aykut Satmaz astsubaya telefon geldi. 'Tüm askerleri toplayın, mühimmat alın ve nizamiyeye gelin' dedi. Hiçbir sivile zarar vermediklerini, okul komutanı olan Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın bu sırada herkesi yere çöktürüp bir alana topladığını gördüğünü anlatan Korkut, siyah bereli, adının "Halit" olduğunu düşündüğü bir yüzbaşının ileride halka doğru ateş açtığını, araçlar geldiğini, orada bayağı bir süre durduklarını ve sonra yanlarına Üsteğmen Mustafa Paycı'nın gelerek komutana, "ileriden çok kişinin kendilerine doğru geldiğini" söylediğini dile getirdi.ÇENGELKÖY BASKINI KAMERADA CAMİDEN ÇIKAN İNSANLARA ATEŞ AÇTILAR Üsteğmen Paycı'nın ateş etmesini istediğini, buna rağmen ateş etmeyip geri çekildiğini anlatan Korkut, şunları anlattı: "Üsteğmen Paycı, hedef alarak ateş etmeye başladı ve çoğu kişi dağıldı. Sonra Paycı yanımızdan gitti ve siyah bereli olan yüzbaşı ile kaldık. Rütbelilere talimat verip nizamiyede unimoglara askerleri bindirdi. Okul komutanı bize, 'destek için geldiklerini' söyledi ama zoraki geldikleri belliydi. Çengelköy'e geldiğimizde olayın gerçek olduğunu anladım. Ben bunu görünce yanında duramadım, arkadaşlarımın yanına çekilmek istedim. Hiç dışarı çıkmasa bile nizamiyenin kapısında silahlı olarak durdu. Okul komutanımız bu astsubaylar ile bizzat görüşerek onları 1. Saat 19.30 civarı komutan Çıkrıkçı makamından çıkış yaptı, 'tatbikat olacağını' söyledi. Sonra çevik kuvvetten 15-17 kişilik bir ekip otobüsle geldi. Mürsel Çıkrıkçı ileride bir araç içinden sivil çıkararak dövdü. Yanında bir de er vardı, araçlara önce, 'geri dönmesini' söylüyordu, ilerlemeye devam ederse ateş edip vuruyordu. Bu olaydan kısa bir süre önce Opet benzinliğine gittik. Gelen kişi yüzbaşının silahına saldırdı birkaç defa vurdu.